I Ching

Etiketler: ching  

I Ching "Değişimler Kitabı" kadim Çin gizemlerindendir. Emin olamadığınız durumlarda, hangi yöne doğru gitmeniz, ne tarafa yönelmeniz gerektiği konusunda size rehberlik veren bir anlamı vardır.

I ChingYaşamda değişmeyen tek şeyin değişim olduğu inancıyla, I Ching size, nerede, ne zaman ve ne şekilde hareket etmeniz gerektiği konusunda ışık tutar.

Çin de çok kullanılan I Ching kişilerin aşk hayatları ve sosyal hayatları hakkında bilgi edinmelerini sağlayan bir sistemdir. Binlerce yıldır insanlar tarafından kullanılan bu sistem aşklar, arkadaşlıklardan ayrı olarak kişiye özgü diğer konularda da bilgiler verir.

 

I Ching, ya da değişimlerin kitabı, tarih boyunca yazılan ilk BİLGELİK, FELSEFE ve FAL kitabıdır. Tarih boyunca birçok liderin ve araştırmacının her zaman başvurduğu bir rehber olmuştur.

I Ching, tüm yaşamı yöneten değişim sürecini anlamak için kullanılacak bir araçtır.

I Ching, size aşk yaşamınızdan iş ilişkilerinize kadar her konuda ne yapacağınızı söyleyen bir rehberdir.

I Ching, günlük yaşamınızda, hem geleceğinizi öğrenmekte, hem kendinizi keşfetmekte, hem de atacağınız en iyi adımı anlamakta kullanabileceğiniz harikulade bir rehberdir.

I Ching öğreti olarak Chi enerjisinin şu an hayatımızda hangi devinimi yaptığını analiz ederek doğru devinimin nasıl olması gerektiğini anlatır.

Pa Kua (Ba Gua) sekizgeni (haritası), Feng Shui'nin en önemli sembollerinden biridir ve başlangıç noktası I Ching'dir. Ba Gua kelime anlamı olarak I Ching'i oluşturan sekiz temel ifadeyi tanımlar. Trigram adı verilen ve üç çizgiden oluşan her ifade; sağlık, servet, aşk, iş gibi "yaşam hazinelerini" simgeler. Ba Gua, Feng Shui'de kullanılan temel araçlardan biridir. Bu sekizgen sembolün işlevi, bir mekanda hangi alanın iyileştirilmeye ihtiyacı olduğunu belirlemeye yardımcı olmasıdır..

I-Ching'i biz batılılara çekici kılan özelliği, öncelikle bizim anlayışımıza ters düşen bazı gerçekleri az bulunur bir açıklıkla önerebilmesidir. I-Ching, alışılmadık diliyle günlük yaşantımızdan çok kopuk gözükse de doğal ve sezgisel yaklaşımı aslında mantıksal düşüncemizin tamamlayıcısıdır. I-Ching'e göre değişim her yerde ve her şeyde bulunan devamlı, sonsuz bir güçtür. Bu gücü ve onun gelişim sürecini anlayabilen kişi, durumu gerçekten kavramış demektir. I-Ching'in başarıları şimdiye dek pek çok kez kanıtlanmıştır.

Örneğin insanın bütünlük ve düzene olan ihtiyacını keşfeden ilk psikolog C.G. Jung, görünüşte birbiriyle ilgisiz olaylar arasındaki bağlantıyı eşlemlilik (senkronite) terimiyle adlandırdığında, I-Ching'i göz önünde bulundurmuştu.

I-Ching'le kuracağımız ilk ilişki, tüm sistemi anlamaya yönelik olmamalıdır. Jung'un I-Ching'in benzersiz psikolojisi diye adlandırdığı olguyla yakınlaşmamız yeterlidir. Özleri Antik Çin Stiline dayandığından, hexagramlar çiçekli, süslü ve karmaşık olmalarına karşın son derece güncel ve ana konulardan bahsederler.

I-Ching'in en önemli amacı, bütün ontolojik sistemlerde olduğu gibi kendini bilme ve tanımadır. Prensiplerine ve metoduna uyulursa I-Ching, biraz kararlılık ve mantığın da yardımıyla herkes için geçerli bir bilgi ve esin kaynağı olabilir.

Ilkelerin derin bilgisiyle karmaşıklık düzene, tehlike güvene, yıkım yaşama, felaket talihe dönüştürülebilir.

Sun TZU

Sağlam bir temelin olmaksızın çok fazla yüklenirsen, sonunda tükenirsin; geriye yalnızca sıkıntı ve kötü talih kalır.

I Ching (Değişimler Kitabı)

Dünyanın gerçeği özneldir. Biz bütün dünyada olacakları kendi seçimimizle kararlaştırırız. Sokaklar ve otoyollar her yeri diğer yerlere bağlar, ama her sürücü gitmek istediği yeri kendi seçer. İster güzel kırlara gider, isterse arabasını çöp alanına sürer. İster Üniversiteye, isterse bara gider. İsterse ufukları aşar, isterse bir çukurun içinde ha bire gidip gelir. İsterse de park eder hiçbir yere gitmez. Her şey bizim elimizdedir.

Hayata başladığımızda her birimize bir blok mermer verilir. Onunla heykel yapacak alet de verilir. Onu ya el değmemiş durumda arkamızdan sürükleriz, ya parçalar çakıl gibi dökeriz, ya da görkemli bir biçime sokarız. Şu anda çevrenize bakın. Gördüğünüz ve dokunduğunuz her şey bir zamanlar görünmez bir fikirdi, ta ki birisi onu varlığa kavuşturmayı seçinceye kadar.

Mutluluk haline dönüşmeyecek felaket ve felaket haline dönüşmeyecek mutluluk yoktur. Mademki kendi dünyamızı, kendi gerçekliğimizi kendimiz yaratıyoruz, ne hak edersek tam ona ulaşırız. Dolayısıyla kendimize yarattığımız hayattan nasıl yakınabiliriz? Bunun bizden başka suçlusu mimarı var mıdır? İstediğimizde onu bizden başka kim değiştirebilir?

Büyük Çin düşünürü Lao Tsu şöyle der:

Yoldan bir doğar,

Birden iki,

İkiden üç,

Üç den on bin şey doğar;

Bütün varlıklar uyum içinde,

Yin'i barındırır, yen'i kucaklar.

Hakikatin tek, gerçeğin ise çok olduğu bundan iyi nasıl anlatılabilir ki?

Zihin boşaltılmalıdır. Hakikat ancak boşaltılmış bir zihne ulaşır. Zihin kendini tamamlamalıdır, çünkü ancak kendini tamamladığı zaman, arzu içine girmez. Zen ustasının bütünüyle saf ve lekesiz zihninde, varlıklar ve olaylar bir ayna misali görünüme gelirler ve gene aynı şekilde görünümden kaybolduklarında, zihin o saf ve lekesiz haline geri döner. Bu nedenle zen'de "an"lık zaman yaşanır, zamanın akışı yoktur. Onun için her yaşanan an sonsuz kalitesinde değer taşır. Zihnin kavuşabileceği en yüksek özgürlük işte budur. Bunun tasavvuf'taki karşılığı ölmeden evvel ölmektir. Ölmeden evvel ölmek hırsları denetim altına almaktır, çünkü ölenin hırsı olmaz ve ne yapılırsa yapılsın dünyayı fethe yetmez.

Tutkusu olmayan gizliyi görür; Tutkusu olan ise yalnızca görüneni. Unutulmamalıdır ki derdin çokluğu benliktendir. Benlik olmasa dert olur muydu? Bu konuda Lao Tsu şöyle der:

Aşırı düşkünlük büyük harcamalar gerektirir,

Çok şeye sahip olanın kaybı da çoktur.

Sana yeteni bilirsen, rezil olmazsın.

Nerede olacağını bilirsen, beladan uzak olursun.

Bu yolla uzun yaşamak olasıdır.

Gene aynı düşünür bir başka deyişinde

Bakınca görmediğimiz şeye sadelik deriz.

Dinleyince duymadığımız şeye incelik deriz.

Anlamaya çalışıp da kavramadığımız şeye giz deriz.

Bu üçü bütünüyle keşfedilemez, böylece bütünleşip bir olurlar.

Ne yukarısı parlaktır, ne de aşağısı karanlık.

Sürüp gidendir, isimsizdir, yeniden hiçliğe döner.

Bunun adı, biçimsizliğin biçimi, hiçliğin imgesidir.

Bunun adı zihinsel soyutlamadır.

Ona bak; yüzünü görmezsin, takip et; sırtını görmezsin.

Bilge, bütünlüğü bir dünya tasavvuru bilir.

Kendini görmediği için açık seçiktir.

Kendini göstermediği için göze çarpar.

Kendini övmediği için, işinde ustadır.

Kendiyle gururlanmadığı için, uzun ömürlü olur.

Kendiyle yarışmadığı için, kimse onunla yarışamaz........demektedir.

Hakikatin görüntülerle ilgisi yoktur. Bizim o dar görüş biçimimizle de ilgisi yoktur.

İnsanlık için evrensel olan sembolik dilleri araştırması Astroloji, Tarot ve I-ching ile gelişmiştir.

Jung'un bir diğer önemli düşüncesi de senkronisite yani eş zamanlılık kavramıdır. Jung yaşamımızdaki bazı tesadüflerin bir anlamı olduğunu düşünmektedir. Buna kısaca "anlamlı tesadüfler" diyebiliriz. İç dünyamız bir şekilde hazır olduğunda, öyle tesadüfler yaşarız ki bunlar yaşamımızı değiştirecek nitelikte olabilirler. Belki de doğru zaman, doğru yer, doğru insan düşüncesi de eşzamanlılığı anlatmaktadır.

Senkronisite ülkemizde fazla tanınan bir kavram değildir, ama Jung'un insanları psikolojik açıdan içedönük ve dışadönük olarak sınıflandırması günlük dilimizde çok kullandığımız bir kavramdır. Jung'a göre bilinç ve bilinçdışı birbirlerini karşılıklı olarak dengelemektedirler. Bilinçli davranışta gözlenemeyen bir şey insanın bilinçdışında gizlenebilir. Örneğin görünüşte Aşırı iyi görünen bir insanın içinde yıkıcı duygular olabilir. Bu aşırı uçlardan kurtulmanın yolu bireyleşmek ve bütünleşmektir. Yani insanın kendine özgü benliğini iyi-kötü , aydınlık-gölge olarak ayırmadan dengelemesidir. Bu da insanın kendisini tanıması demektir.

Keşfedilmemiş Benlik ise mutsuzluğunun ve doyumsuzluğunun kaynağını dış dünyanın koşullarında aramaya yönelik insanlara kendini tanımanın önemini anlatıyor. Kendinizi tanıyıp bütünlemediğiniz taktirde dış dünyadaki koşullar ne şekilde değişirse değişsin size özgü mutsuzluğunuzun aynı kalacağını ve suçlayacak yeni bir şeyler bulacağınızı gösteriyor. Kitle zihniyetiyle kendi özgünlüğünü kaybetmiş insanların huzuru ancak kendi bireyliklerini geliştirmeleriyle bulabileceklerini büyük bir alçakgönüllülükle açıklıyor.

Karşıtlıkların bütünü oluşturduğu evrende, öz Yin ve Yangla temsil edilir.Yin karanlıktır, Yang aydınlık. Yin yürütmedir,Yang yasama. Yin edilgendir, Yang etken. Yin yumuşaktır, Yang sert. Yin yeryüzüdür,Yang gökyüzüdür. Birlikteliklerinden evren oluşur. Yin Yang kadar, Yang da Yin kadar etkendir.

I Ching de Yin " - - " sembolüyle, Yang ise " ---- "(düz kesiksiz çizgi) sembolüyle gösterilir.Chi enerjisinin gösterimi ise bir Yang çizgi alt sırada, iki Yin çizgi Yang'ın üstünde gösterilir.

Bu yazı candanreiki.com sitesinden alınmıştır.